Çocuk Sesinden

Ve çıkıp sen geliyorsun, çocuk seslerinin gözlerimi kamaştırdığı oyun parklarında havlarken köpekler. Oyun yeri, çocukların ışıltısı ve kavga sesleriyle dolmuş ciğerlerine kadar. Kıvrak bir ses, inceden doluyor tüm fidanların köklerine kadar. Havlıyor sokak köpekleri ve kaçıyor kediler. Ve sen, en umulmadık saatinde geliyorsun hayatın. Çocuk sesinden bir anne büyüyor. Koca bir kadın oluyorsun. Emziriyorsun dünyada ne kadar çocuk varsa. Koca bir kadınsın sen. Ulu bir çınar. Göğsünden sütü akıyor anneliğinin. Ve çocuklar, ardı arkası kesilmeksizin koşuyorlar çocuk seslerine. Kim derdi ki; bunca yıl sonra, bunca karmaşanın orta yerinde denk gelecektik karşılaşmamıza? Kim derdi ki; senin çocuk sesinden anneliği görecektim, bu çocuk parkında? Kim derdi ki…

 

 

Ve sen, çıkıp geliyorsun. Nepal’deki çocuklar geliyorlar üstümüze. Armstrongvari bir caz çalınıyor Afrikalı çocukların çağrılarıyla. Açlık ve susuzluğun ve sefaletin raks ettiği bir coğrafyada veriyorsun sütünü ağlak çocuklara. Neden, diyorsun; neden? Ağlıyor çocuklar. Ve sen, çıkıp geliyorsun. Görüyorsun Amedli ağlak çocukları. Ellerinde kuru ekmekler, gözleri kan çanağı. Ucuz bisküviler, ıslak ve dar sokaklar. Karış karış adımlıyorsun yollarını sefaletin.

 

Ve sen, çıkıp geliyorsun Nepal’den, Amed’den ve nerede varsa yardıma muhtaçlığıyla ağlayan çocukları bağrına basan coğrafya. Her yerinden geliyorsun dünyanın üstüme üstüme. Çekilecek ağır sancılar birikiyor heybemde. Ve çocuk parkındaki taze toprak, belediye işçilerinin tembelliğiyle ıslatılıyor, acemice. Ve sen, geliyorsun ansızın.


Bir önceki yazımız olan başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz. || Bir sonraki yazımız olan başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Etiketler: